Kıyamet günü tüm gerçekler ortaya çıktığı ve Cehennem bütün dehşetiyle birlikte mahşer halkına gösterildiği zaman, insanların pek çoğunun:
“ Yâ leyteniy, kaddemtu li hayatiy = Eyvah bana! Keşke (ebedi) hayatım için önceden (iyi ameller) yapsaydım…“ (Fecr, 24)
diyerek büyük bir pişmanlık duyacaklarını Kur’ân- Kerim bizlere haber vermektedir. Çünkü o kişi kendisine verilmiş olan ömür sermayesini boş işlerle geçirmiş, esas (ebedi) hayat olan ahiret hayatı için geçerli olacak sâlih ameller hazırlamamıştır. (Sâlih amellerin başında ise Allah’ın c.c farz kıldığı ibadetler, özellikle de namaz gelmektedir).
Benzer bir durum Mü’minun suresi 99-100 ayetlerinde şöyle beyan buyurulur: “Nihâyet onlardan birine ölüm geldiği zaman: “Rabbim! Beni geri gönder! Umulur ki ben, terk ettiğim (dünya)da sâlih bir amel işlerim” der. Hayır! Doğrusu o sâdece (boş) bir lâftır, onu söyleyen kendisidir“.
Bu, boş bir temennidir. Çünkü Allah Teâlâ insanları dünyaya bir kere gönderir. Artık fırsat kaçmıştır. Onun için, vakitlerimizin kıymetini bilelim. Elimizde fırsat varken dizi film, maç seyretmek, Avm’leri dolaşmak, .. v.b gibi boş şeylerle vakitlerimizi zâyi etmeyelim. İbadetlerimizi ve Allah rızâsını kazandıracak hayırlı ameller yapmaya gayret edelim.
Hazreti Süleyman debdebe ve ihtişam içinde maiyetiyle beraber yoldan geçerken onu gören fakir biri: “Ey Dâvud’un oğlu. Allah sana büyük bir mülk vermiş” dedi. Bunun üzerine Hz Süleymanın ona: “Senin bir kere bile Sübhanallah demen, Süleyman’ın içinde bulunduğu bu mülkten daha hayırlıdır. Çünkü tesbih kalıcıdır, Süleyman’ın mülkü ise fânidir” dediği Ruhu’l Beyan tefsirinde anlatılmaktadır.
Şu halde akıllıya gereken, kendisine verilmiş bulunan o çok değerli ömrün kıymetini bilmek ve zikirlerle, ibadetlerle, Kur’ân tilavetiyle cennetlerin en yüksek derecelerine ulaşmaya çalışmaktır.
İlgili video: https://www.youtube.com/shorts/WY_3uczgJO0