https://www.instagram.com/reels/DanoPRFMtNM/

İslamiyetin ilk  yılları idi. Müşriklerin baskısından dolayı  İslmiyet açıktan değil, ancak gizlice tebliğ edilebiliyordu. Arabistandaki Gıfar kabilesi mensuplarından Ebu Zer, Peygamber Efendimiz’in Mekke’de çıktığını duymuş, onu görüp müslüman olmak için yollara düşüp Mekke’ye gelmişti. Ancak kimseyi tanımadığından Efendimiz’i görebilmek ümidiyle aç bilaç Harem-i şerifte (Kâbe civarında) yatıp kalkıyordu. Nihayet  birgün Hazret-i Ali onu gördü. Nereden ve niçin geldiğini sordu. Ebû Zer hazretleri de: “Eğer bana doğru bilgi vereceğine kat’î söz verirsen, söylerim” dedi. Hazreti Ali: “Söyle, halini kimseye açmam” deyince, Ebû Zer Gıfârî: “İşittim ki, burada bir Peygamber çıkmış, onunla görüşmek ve ona kavuşmak için buraya geldim.” Hazreti Ali: “Sen doğruyu buldun, Şimdi ben o zâtın yanına gidiyorum. Beni takip et benim girdiğim eve sen de peşimden gir”, dedi.

Ebû Zer Gıfâ’ri, Hazreti Ali’yi takip edip, onunla birlikte Peygamberimizin s.a.v  mübârek yüzünü görmekle şereflendi. Peygamberimiz (aleyhisselâtü vesselâm), ona “Sen kimsin?” diye sorunca, “Ben Gıfâr kabilesindenim” dedi.

– “Ne zamandan beri buradasın?” buyurdu.

– “Üç gün üç geceden beri buradayım.”

– “Seni kim doyurdu?”,  buyurunca:

– “Zemzem’den başka bir yiyecek, içecek bulamadım. Zemzemi içtikçe hiç açlık ve susuzluk duymadım”, dedi. Bunun üzerine Efendimiz s.av:  “Zemzem mübârektir. Aç olanı doyurur.” buyurdu.

Bundan sonra Ebû Zer Gıfârî, Peygamberimize: Bana İslâmı bildir dedi. Peygamberimiz ona Kelime-i şehâdeti okudu o da söyleyip, müslüman oldu. O ilk müslüman olanların beşincisidir.

Ebû Zer Gıfârî hazretleri müslüman olduktan sonra Kâ’be yanına gidip, yüksek sesle, “Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” diyerek müslümanlığını ilan etti. Bunu işiten müşrikler hemen üzerine hücum ettiler. Taş ve sopalarla vurarak öyle dövdüler ki, kanlar içinde kaldı. Bu hâli gören Hazreti Abbas: “Bırakın bu adamı öldüreceksiniz! O sizin ticâret kervanınızın geçtiği yol üzerinde oturan bir kabiledendir. Bir daha oradan nasıl geçeceksiniz”, diyerek  Ebû Zer hazretlerini müşriklerin elinden kurtardı. Müslüman olmakla şereflenmenin verdiği şevkle öylesine seviniyor ve coşuyordu ki, ertesi gün gene Kâ’be’nin yanında Kelime-i şehâdeti yüksek sesle bağıra bağıra söyledi. Bu sefer de üzerine hücum eden müşrikler yere yıkılıncaya kadar tekrar dövdüler. Yine Hazreti Abbas yetişip, ellerinden kurtardı.

Peygamber Efendimiz (s.a.v),  Ebû Zer Gıfârî hazretlerine kendi memleketine dönmesini ve orada İslâmiyeti yaymasını emir buyurdu. Ebû Zer Gıfârî bu emir üzerine kendi kabilesi arasına dönüp onlara İslâmiyeti anlatmaya başladı. Hicrete kadar bu hizmete devam etti. Birgün kabilesine Allahın bir olduğunu, Muhammed aleyhisselâmın onun Resûlü olduğunu ve bildirdiklerinin hak olduğunu anlattı. Sonra da tapmakta oldukları putların bâtıl boş ve mânâsız olduğunu söylemişti. Kendisini dinleyen kalabalıktan bir kısmı, “olamaz” diye bağrışmaya başladılar. Bu sırada kabilenin reîsi Haffaf bağıranları susturdu ve durun dinleyelim bakalım ne anlatacak, dedi. Bunun üzerine Ebû Zer hazretleri şöyle devam etti. “Ben müslüman olmadan önce bir gün Nûhem putunun yanına gidip, önüne süt koymuştum. Bir de baktım ki, bir köpek yaklaşıp, sütü içiverdi. Sonra da putun üzerine pisledi. Görüyorsunuz ki, put köpeğin üzerini kirletmesine manî olacak güçte bile olmayan bir taş! İşte sizin taptığınız şey!” dedi. “Köpeğin bile hakaret ettiği puta tapmak hoşunuza gidiyorsa buna çok şaşılır, işte sizin taptığınız budur”, dedi. Herkes başını eğmiş duruyordu. İçlerinden biri, “Peki senin bahsettiğin Peygamber (aleyhisselâm) neyi bildiriyor? Onun doğru söylediğini nasıl anladın?”, dedi. Bunun üzerine Ebû Zer hazretleri yüksek sesle kalabalığa şöyle hitap etti:

“O, Allahın bir olduğunu, Ondan başka ilâh olmadığını, herşeyi yaratan ve herşeyin mâliki, sahibi olduğunu bildiriyor… İnsanları Allah’a îmân etmeye çağırıyor. İyiliğe, güzel ahlâka ve yardımlaşmaya davet ediyor. Kız çocuklarını diri diri gömmenin ve yaptığınız diğer her türlü kötülüğün, haksızlığın, zulmün çirkinliğini ve bunlardan sakınmayı bildiriyor, dedi. Ebû Zer Gıfârî hazretleri İslâmiyeti uzun uzun açıkladı. Kabilesinin içinde bulunduğu sapıklığı bir bir sayıp, bunların zararlarını ve çirkinliğini gayet açık bir şekilde anlattı. Onu dinleyenler arasında başta kabile reîsi Haffaf, kendi kardeşi Üneys olmak üzere çoğu müslüman oldu. Diğerleri ise daha sonra Peygamberimizi görerek müslümanlığı kabûl ettiler. Radıyallahu anhum ec’main ..

Cenâb-ı Hak bu mübârek sahâbinin -Radıyallahu anh-  şefaatlerini  bizlere de ulaştırsın.Amin..