Kanaat sahibi olmak yüce dinimizin teşvik ettiği  güzel bir huydur. Kanaat sahibi insan huzurlu ve mutludur; elindekilerle yetinir. Kanaatsiz kişi ise hep hâlinden şikayetçidir, mutsuzdur. Allah  Teâlâ’nın Musa aleyhisselâma şöyle vahyettiği rivayet olunur: “ Yâ Musa ! Ben, kendimden başka ilah olmayan Zât’ım. Sadece  bana kulluk et, benim hiçbir ortağım yoktur. Kim benim hükmüme rızâ göstermez, nimetlerime şükretmez, belalarıma sabretmez, verdiklerime de kanaat etmezse benden başka bir Rabbe kulluk etsin… ”   (R.  Beyan 4/ 41)

Cenab-ı Hakk’ın takdirine râzı olmamak anlamına gelen kanaatsizlik, bugün insanlığın müptela olduğu dertlerin başında gelen ve kişiyi küfrân-ı nimet (nimetlere nankörlük etmek) noktasına kadar götürebilen mânevi bir hastalıktır.  Bu bakımdan, mutlaka tedavi edilmelidir. Bu yazı dizisinde kanaatsizliğin tedavi yöntemleri de açıklanmaktadır.

KANAAT HAKKINDA

KANAATSİZLİK HAKKINDA

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN SÂDE VE KANAATKÂR YAŞAYIŞI