“Her hikmetli emir (iş) , o gecede ayırd edilir. Tarafımızdan bir emirle …“ (Duhân suresi ayetler 4-5)
Ünlü müfessir Fahruddin Razi ve diğer birçok ulema, sahâbeden İbn-i Abbas radıyallahu anh hz.lerinin açıklamalarını esas alarak bu gecenin Berat gecesi olduğu görüşünü benimsemişlerdir.
Tefsirlerde açıklandığı üzere, kulların iman ve küfür hariç olmak üzere bir yıllık rızık ve ecellerine dâir bütün muhkem işler o gece yazılıp tafsil edilir. Raşid bin Sa’d radıyallahu anh’dan gelen bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
“Şaban’ın onbeşinci gecesinde Allah ölüm meleğine o sene içinde ruhunu almak istediği bütün nefisleri vahiyle bildirir” (Câmi-üs Sağir , 5964)
Denilmiştir ki, yağmurlar, mahsüller, rızıklarla ilgili dosya Mikâil aleyhisselâm’a; harpler, zelzeleler, yıldırımlar ve göçükler dosyası Cebrâil aleyhisselâm’a; ameller dosyası birinci kat semânın sorumlusu olan İsmâil isimli meleğe; musibetler dosyası ise ölüm meleği olan Azrâil aleyhisselâm’a verilir. Öyle ki, bir adam çarşı pazarda dolaşıp durur, bir başka adam evlenir ve çocuğu olur ama adı o yıl ölecekler dosyasında yer alır. Ruhu’l Beyan tefsirinde belirtildiğine göre, bu geceden gelecek senedeki Berat’a kadar meydana gelecek olan hayır, şer, derd, nimet, musibet, lütuf, zafer, hezimet, bolluk, kıtlık gibi bütün hikmetli işler nasıl bu gece karara bağlanıyorsa, aynı şekilde mânâ âlemindeki hicâb ve cezbeler, vasl ve fasllar, setr ve tecelliler; bütün bu ve buna benzer haller hep bu gece karara bağlanır. Bazı kullara küfür ve Allah’tan uzaklık, diğer bazı kullara da yardım ve yakınlık hüküm ve kazâsı indirilir.
ÖNEMLİ BİR HUSUS: Allah-u Teâlâ’nın (Levh-i Ümmi’deki) ezeli ilmi değişmez. Ama Levh-i Mahfuz’a yazılanlar -şart’a bağlı olduğu için- değişebilir. Hadis-i şeriflerde bildirildiğine göre Levh-i Mahfuz’a yazılmış bir musibeti ancak üç şey geri çevirebilir: (Kabul olunan bir) dua, sadaka ve ana-babaya yapılan iyilik. Yani normal olarak o kişinin başına gelebilecek bir musibet, bu gece yapılacak dualar ile (çünkü Berat gecesinde yapılan dualar kabul olunur) veya verilecek sadakalar ile geri çevrilebilir. Çünkü her şey Allah Teâlâ’nın irade ve hükmüyle olur. Hatta O dilerse, Cehennemi hak etmiş bir kulunu bile -yaptığı bir iyilikten dolayı- affedip cehennemden kurtarıp cennetine koyabilir. O bakımdan bu gece yapılacak ibadetler, dualar, verilecek sadakalar çok önemlidir.
Berat gecesinde Hak Teâlâ hazretleri rahmetiyle tecelli etmekte ve kendisine inanan, emirlerine itaat eden kullarının günahlarını bağışlayacağını, üzerlerindeki musibetleri kaldıracağını ve diğer tüm ihtiyaçlarını karşılayacağını azîz Peygamberi s.a.v vasıtasıyla beyan buyurmaktadır.
BU HUSUSLARLA İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER:
Hazret-i Ali radıyallahu anh’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Şaban’ın yarı (onbeşinci) gecesi olunca, gecesini (ibadette) kıyamla geçirin, (ertesi)gününü de oruç tutun. Şüphesiz Allah-u Tebâreke ve Teâlâ , o gece günün batımında, en yakın semâya (inmekten, çıkmaktan, hareket ve intikalden münezzeh olarak Zât’ına yakışan bir tecelliyat ile) iner de, fecrin tulû’una (imsak vaktine ) kadar:
– Bağışlanmak isteyen var mı, onu bağışlayayım ?
– Rızık isteyen var mı ki, onu rızıklandırayım ?
– Belâya tutulan var mı, ona âfiyet vereyim ?
– Yok mu şöyle isteyen, yok mu böyle isteyen ?
diye nida eder. Artık kim ne isterse, mutlaka ona muradı verilir “. (İbn-i Mâce)
AÇIKLAMA:
– Belâya tutulan var mı, ona âfiyet vereyim: Hepimizin başında çeşitli dertler, sıkıntılar var. Hastalıklardan, musibetlerden bir türlü yakamızı sıyıramıyoruz. İşte o zaman, her türlü musibeti kaldırmaya gücü yeten Hak Teâlâ’nın kapısına gidip, O’na yalvarmak lâzımdır. O kapı, yani duaların kabul olunacağı (özel) bir zaman dilimi Berat gecesi açılmaktadır.
– Bağışlanmak isteyen var mı, onu bağışlayayım:
Ebu Hureyre radıyallahu anh , Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir :
“ Şaban’ın yarısının gecesi Cibril (aleyhisselâm) bana gelerek :
– Yâ Muhammed ! Başını semâ’ya doğru kaldır, buyurdu.
– Ben : ”Bu ne gecedir ?” dediğimde,
– Bu, Allah-u Sübhânehu’nun üçyüz rahmet kapısı açtığı bir gecedir ki onda, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan (Müslüman)ların tümünü bağışlar, ancak büyücü, kâhin, içki içmeye devam eden yahut faiz ve zinâyı bırakmayanları, tevbe etmedikleri sürece affetmez, buyurdu. (Abdülkâdir Geylani, el Gunye).
Diğer hadis-i şeriflerde kâtiller, anne-babaya isyan edenler, kibirli olanlar, ara bozmak maksadıyla insanlar arasında söz taşıyanlar, canlı tasviri (ör. insan heykeli) yapanlar, din kardeşi ile küs duranlar, ticaretine haram katanlar, kul hakkı yiyenlerin de bu geceki umumi bağışlanmadan istifade edemeyecekleri bildirilmiştir. Dolayısıyla şayet bu fiillerden birini yapan, mesela ana-babasıyla küs duran biri varsa, Berat gecesindeki bağışlanmadan istifade edebilmesi için, bu geceden önce hemen tevbe edip hatasından dönmesi ve gidip ana babasının gönlünü alması lâzımdır. Aynı şey diğerleri için de geçerlidir.
– Rızık isteyen var mı ki, onu rızıklandırayım:
Yıl içinde işleri düzgün giden birçok kişinin işleri bozulacak, birçok insan işsiz kalacak, kısacası çok sayıda insan “gelirimi nereden temin ederim” diye rızık endişesine düşecektir. İşte o zaman, dua kapılarının açıldığı bu mübârek gecede Hak Teâlâ’nın kapısına gidip, “Ya Rabbi, bize helâlinden, temiz, hayırlı rızıklar lütfeyle, ihsan eyle!” diye niyâza durmanın tam vaktidir. Çünkü, “Rezzâk-ı âlem”, yâni tüm mahlûkatın rızkını veren ancak O’dur : “Yeryüzünde kımıldanan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın ..” (Hûd suresi, ayet 6)
– Yok mu şöyle isteyen, yok mu böyle isteyen: Hastalar şifâ için, dertliler devâ için, kısacası her türlü ihtiyacı, derdi olanlar bunların karşılanması için … Hak Teâlâ’dan başka müracaat edilecek bir merci var mıdır?
Hazret-i Âişe’den (radıyallahu anha) rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
“ Bu gece Şaban’ın onbeşinci gecesidir. Allah-u Teâlâ bu gecede Benî Kelb kabilesi koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi Cehennemden âzâd eder. Fakat bu gecede kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, (hayat ve ihtişamlarına) mağrur olanların, ana ve babalarına isyan edenlerin yüzlerine bakmaz “ (İbni Mâce, Et Tergib ve’t Terhib”)
Açıklama: Benî Kelb kabilesi, o devirde sürülerinin çokluğu ile bilinen bir kabiledir. Hz. Peygamber s.av Efendimiz’in “Benî Kelb kabilesi koyunlarının tüylerinin sayısından fazla” buyurması bir teşbihdir, çokluktan kinayedir; yani “sayılamayacak kadar çok” anlamındadır.
O halde biz müslümanlar bu ilâhi sese kulak vermeli ve bu gibi fırsatlardan azami derecede faydalanmasını bilmeliyiz. Bu gibi geceleri gafletle geçirmemeli; bu gibi mübarek gecelerde uyanık olmalıyız. Namaz kılarak, Kur’an okuyarak, dua ederek, Allah’dan c.c af ve mağfiret dileyerek ihya etmeli ve gündüzün de (ertesi gün) oruç tutmalıyız. Bazı velîler Berat gecesi yapılacak ibadetlere bir’e karşılık binler mertebesinde sevap verileceğini bildirmişlerdir. Berat gecesi kılınacak iki rekat nafile namazın eski ümmetlerin onlarca senelik ibadetlerinden daha hayırlı olduğu söylenmiştir. Bu fazilet Resûlullah s.a.v hürmetine bu ümmete verilmiştir.
Diğer hadis-i şerifler:
“Şaban’ın yarısında (Berat gecesinde) Allah kullarına muttali olur. Müminleri bağışlar, kâfirlere mühlet verir, kin ehlini ise kinlerini bırakıncaya kadar (affetmeden) kendi hallerine terk eder“ (Râmuz’ül Ehadis , 1289)
Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurulmuştur :
“Her kim şu beş geceyi ihyâ eder, ibadetle geçirirse ona Cennet vâcib olur. Bunlar Zilhiccenin sekizinci gecesi olan terviye gecesi, dokuzuncu gecesi olan arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi ve Berat gecesidir“
(Ruhu’l Beyan c. 18. s. 510)
Yıl içinde dört gece vardır ki, o gecelerin ibadete tahsis edilmesi lâzımdır. Berat gecesi bunlardan biridir. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz o gecelerin ibadetle, (ertesi) günlerinin ise oruçla geçirilmesini tavsiye buyurmuşlardır. O zaman biz de, Efendimiz’in tavsiyelerine uyarak bu mübârek geceyi ibadetle, namazla, tesbihat ve salavât-ı şerifeler ile geçirmeye çalışalım. Özellikle İhlas suresini (“Kul huvallâhu ahad ..) çok sayıda ( 50, 100 ve fazlası) okumaya çalışalım. Berat gecesi için olan özel duaları okumak çok önemlidir, ihmal etmeyelim (aşağıda verilmektedir). Belki biraz uykusuz kalabiliriz ama buna mukabil önümüzdeki sene, yâni bir sonraki Berat gecesine kadar- birçok musibetten kurtulmuş oluruz, buna inanalım. Din büyükleri, o gece hiç uyumazlarmış.. Ertesi günü de, yine Efendimiz’in tavsiyesi doğrultusunda (sıhhati müsait olanlar için) oruçlu geçirmeye çalışalım. Cenâb-ı Hakk temiz bir kalple, hâlisane yapılan duaları kabul buyurur ..
BERAT GECESİ YAPILACAK İKİ ÖNEMLİ DUA:
Birinci dua (İsmimizin “ İyiler Defterinde” yazılabilmesi için ) :
“Allâhümme in künte ketebte ismiy şakiyyen fi divânil eşkiyâ femhuhu ,vektübni fî divânis-süadâi. Ve in künte ketebte ismiy saiden fi divânis-süadâi fesbüthu. Feinneke kulte fî kitâbikel-kerîm : yemhullâhu mâ yeşâu ve yüsbitu ve indehu ümmül-kitâb“
Anlamı: Allahım, (şayet ) ismimi şakiler (kötüler) defterine yazdıysan, onu oradan sil (imha et) ve saidler (iyiler) defterine yaz. Şayet ismimi saidler defterine yazdıysan, onu orada sâbit kıl . Çünkü şerefli kitabında buyurdun ki : “Allah dilediğini siler (yok eder), dilediğini de sâbit bırakır. Ana Kitab (Levh-i Mahfuz) O’nun katındadır.“
Açıklama: Ra’d suresi 39.uncu ayetinde :
“Allah dilediğini siler, dilediğini sâbit bırakır. Ana Kitab O’nun katındadır“ buyurulmuştur . Hazret-i Ömer radıyallahu anh’ın Beytullah’ı tavaf ederken ağlayarak şöyle niyâz ettiği rivayet edilir : “ Allah’ım ! Eğer beni cennetliklerden yazdıysan öylece bırak. Cehennemliklerden yazdıysan oradan silip cennetliklere , mağfiret edilenlerin arasına yaz. Çünkü Sen dilediğini siler, dilediğini sâbit bırakırsın. Ana Kitab Sen’in yanındadır “
Hz Ömer gibi âli bir zat bile böyle dua ettiğine göre, artık bizlerin de bu duayı bırakmamamız gerektiği ortaya çıkmaktadır. Keza, Berat gecesinin yanlış yolda olan (şaki) bir kimsenin doğru yola dönmesi için büyük bir fırsat sunduğu da görülmektedir. Bu gece yapılan dualar kabul olacağına göre , şayet yanlış yolda olan bir kişi ihlasla (yürekten gelerek, içtenlikle) “Ya Rabbi, eğer beni hatalı (şaki) kullarından yazmışsan onu sil, beni sâlihlerden eyle” diye dua ederse ve yanlışlarını da terk edip doğru yola dönerse, Hak Teâlâ hz.lerinin onun bu duasını kabul edip o kişiyi sâlihler zümresine kaydetmesi umulur. Ancak, samimiyetle istemek, talep etmek şartı vardır.
İkinci dua :
Berat gecesi Hz. Âişe radıyallahu anha :
“ Yâ Resûlullah ! Sizin , bu gece secdenizde bir duada bulunduğunuzu işittim ki, bu zamana kadar bu duayı yaptığınızı hiç işitmemiştim . Secde de diyordunuz ki :
“Eûzü bi-afvike min ukubike ve eûzü bi-rahmetike min nikmetike ve eûzü bi-ridâke min sahatike ve eûzü bike minke celle vechuke lâ uhsî senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsik” deyince,
“Sen bunu belledin mi?“ diye sordular.
Ben, “evet“ deyince
“Bunları iyi öğren ve öğret. Çünkü Cibril (aleyhisselâm) bana bunları secdede tekrar tekrar söylememi emretti“ buyurdular. ( Beyhâki, Münziri, Süyuti)
Dua’nın anlamı: “(Allah’ım !) Azabından affına sığınıyorum, şiddetli cezandan rahmetine sığınıyorum, gazabından rızâna sığınıyorum, Senden Sana sığınıyorum. Zâtın yüce olmakta dâimdir. Sana karşı övgüyü sayıp bitiremem. Sen kendini övdüğün gibisin.”
Hak Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinden -âlemlere rahmet olarak gönderdiği Habib-i Edib’i hürmetine- bu mübârek gecede bizleri de afv-u mağfiret ettiği, helâl rızıklarla rızıklandırdığı, her türlü musibetlerden koruduğu ve hakkımızdaki diğer hayırlı şeyleri lütfu keremiyle verdiği kulları zümresine dahil etmesini niyaz ederiz. Âmin ..
Ve sallallâhu alâ seyyidina ve nebiyyina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim
(Manası : Allahım ! Efendimiz, Nebîmiz( peygamberimiz) Muhammed aleyhisselâma, ailesine ve ashâbına salâtu selam eyle (Rahmet et, selametlik ver))